23 Ocak 2011 Pazar

ZAMAN!

"Zamanı harcama! Çünkü hayatın yapıldığı doku odur." cümlesini yamuk yumuk harflerle ta lisede tuttuğum küçük bir ajandaya yazmıştım. Defter beni üzüntüye boğduğundan haberdar olsaydı kaybolmazdı. Aklımda kaldı bu cümle. Fakat yazarı-düşünürü bir türlü hatırlayamadım.
Zaman, tanımlaması gerçekten zor bir şey!( "şey" tanımlanmazlığın sıfatı) Üniversitede Görsel Sanatlar dersinde, Kübizm dönemi eserlerine bakıncaki tuhaflığın cevabı da "zaman"dır. Perspektifin üç boyutuna kübizmde dördüncü boyut eklenir. Profilden görünen kadının görünmemesi gereken diğer gözü de görünür, masanın dört ayağı açılmıştır, nesneler yırtılmış ve hiçbir parça gizlenmeden yüzeye yapıştırılmış gibidir. Bu tuhaflıklar dizisi küzbizmin temelini oluşturur. Dördüncü boyut neden zamandır?
Öğrenciyken sınavda sorulduğunda kuşkusuzca verdiğim "zaman" cevabını anlayamamıştım. Sınavdan sonra düşündüm üzerine. Araştırmadan emin olmadan düşünerek vardığım fikir şu oldu: Zaman içinde nesneler hareketlenebilirdi, nesneyi gören merkez hareket ediyor olabilirdi. Az önce duvara bakan kadın şu an ressama bakıyor olabilirdi ve böylece zaman dördücü boyutun adı olabilirdi.
Zaman tuhaf, üzerine ne zaman ne söylense çözülmeyecek, ne olduğu sorusunun modası geçmeyecek, şarkıların içine girdiğinde şarkıları daha bir güzel-anlamlı kılacak bir şey.
Son zamanlarda yaptığımsa zamanımın başında geçsin diye nöbet tutmak,zamanımı tümünü bir kişiyle geçirmeyi istemek, o anı beklerken önden gelenleri geçiştirmek, o an geldiğindeyse geçmesin diye sürekli denetlemek, denetledikçe daha hızlı kayıp gittiğini fark etmek. Oysa herkesin kendine ait bir hayatı yok mu? Ayakkabın gibi, saçların gibi hayatın da sana ait değil mi? O yüzden hayatının yapıldığı doku yani zaman da senin zamanın. Aynı sabahın 7'si, aynı gecenin 2'si milyonlarca insanın herbirinde aynı değil aslında!
Öğrenmeliyim ki bana ait olan bu eşsiz şeyi harcamamak gerek; ve en iyisi her anını kendinle doldurmak fikri!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder