18 Haziran 2010 Cuma

Aylardan Sonra...

En son 22 Şubat'ta yazmışım. Hatta bloga açıp baktığım son tarih bu da. "Blog" yazdım ama büyük bir kitlenin takipçisi olduğu bir site izlenimi verdi bu sözcük, güldüm kendime. Bu benim sadece evde her zaman dağınık olan o nedenle de hemencecik kayboluveren kalemlerimi bulamadığım zamanlarda kullandığım bir günlük. Muhtemelen de sadece ben kendim bakıyorum. Kendim açıyor kendim kapatıyorum.
Müthiş sıcak bir yaz günü kendimi ewe hapsettim ama akşama doğru artık mecburen dışarı çıktığımda havanın öyle serin öyle güzel olduğunu fark ettim. Küçük ve tozlu-yakın zamana kadar cam kırıklıklarından kapısını bile açmadığımız-balkonun kapısını açtım. Dışarı koyduğum bir sandalyenin üzerine kıvrıldım. Soğuk bir soda açtım, yavaşça içerken geçen aylarda aldığım kadın dergilerine baktım. Neredeyse 340 sayfanın hepsini bildiğimi fark ettim, ezberlemiştim.
Evde yalnız olduğum için aslında aramayı düşünmediğim, hatta aramamak için kendime söz verdiğim o "birini", "o"nu aradım. Telefonu açtı, aradığına çok sevindim, dedi. Her zamanki ilgisizliği, despotluğu, küstahlığı yoktu. Aradığıma sevindiğini söyleyerek eksi 1'den başlamıştı bugunkü müsabakaya. Bir şey diyemedim, güçsüzdüm. Bana bir şey sormadan konuşmaya devam etti. Bak okul bitti, bir sene bitti, diyerek avuttu. "Biraz sabret, şu sınavım bitsin, her şeyi düzelteceğim. Bir kez bile üzülmeyeceksin." dedi. Bu ilişkiyi kesin olarak bitirme kararım, hiçbir inancımın kalmadığı hissi kalbime bıçak gibi battı. Karşımdaki tüm kalbiyle inanıyordu benim zerre kadar inanmadığım şeye. Sen benimsin, dedi, korkuttu bu söz beni. Ben istemden, müsaadem olmadan benden bir şey alınmıştı, bir daha asla geri alamayacaktım. Bir an endişeye kapıldım. İtiraz etmeme izin bile vermedi. Şimdi de yalvarmaya başlamıştı. Ne olur, dedi. Yapma bana bunu, her şey istediğin gibi olcak, dedi. Tamam de ne olur, sadece tamam de, söz ver, diye arka arkaya konuştu. Ağzımı açtığımda söyleyebildiğim tek şey "tamam" oldu. İkinci bir bıçak şu an batıyordu. Yavaş yavaş, acıtarak. Tam tersine inandığım ve artık uzun zamandır inandığımı zihnime nakşettiğim şey, kendi gerçeğim kısa bir süreliğine görmezden gelinecekti, başka çarem yoktu. Karşımdakini kandırdğım hissiyle nefret doldum kendime. Ama artık kandırdığım ben değildim. Senaryo bendeydi, oysa senaryodan habersizdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder