Kitap okuyarak zamanının büyük bölümünü geçiren, kendini bu faaliyete ciddi bir biçimde kaptıran ve acaba ben de mi katap yazsam diye düşünüp ama bu düşüncesi 4 sn sonra tamamen siliniveren insanlar, blog açarsa böyle olur. Çünkü bunların bloglarıyla ilgilenmeleri için yoğun bir depresyona girmeleri gerektiğini söylememe gerek yok sanıyorum. Hani bir laf vardır,insanlar söyleyemedikleri şeyleri yazarken rahatladıkları için yazarlar diye-düz mantık,asla yazarlıkla ilgisi olmayan mantık, gece yarısı Okan Bayülgen'in programına bağlanıp amatör şairim diyeni on kıta şiir okumaya kalkan mantık-işte o lafı kesinlikle söylemiyorum. Çünkü "yaz yaz açılırsın"olmuyor benimki. Asıl ben yazarken geriliyorum, kafamı her zamankinden çok zorluyorum çalışmaya. Üstelik yanı başımda açık bir televizyon cızırtılı ses çıkarıyorsa...
Son zamanlarda zihnim garip oyunlar oynuyor bana. Yalnız olduğum zamanlarda-gece ya da gündüz, fark etmiyor-müthiş görüntüler diziyorum zihnime. Bazen dizdiğim fotoğrafların karşısına geçip bakıyorum. Bazen de senaryo kendiliğinden oluşup film kendiliğinden dönmeye başlıyor. Bunlar çoğunlukla beni ürküten, çoğunlukla korkunç gerçekdışı yaratıklarla bezeli oluyor. Bu daha önce de olurdu bana. Kendi kendimi düşüncelerimle korkutur sonra da son verirdim buna. Şimdi yaptığımsa çılgın! Kendimi düşüncelerimle korkutuyorum önce, sonra korktuğum şey büyüyor ve gerçekmiş gibi hissediyorum. Ben kendimi kandırrken kendim ben'i kandırıyor...Anlatmak istediğime yaklaştım ama son anda bağlayamadım.
Yaz tüm sonsuzluğuyla devam ediyor. Kışın ciddiyetine, saatlerinin kısalığına, hemen bitişine, disiplinine benzemiyor yazınki. O nedenle yaz mevsimler içinde,en işi gücü olmayan, boş gezenin boş kalfası, çok da umursanmayan, kolpa bi delikanlıya benziyor. Bu sınırsız zaman korkutuyor beni. İçine çekip aldığı günleri ayları belirginsizleştirdiği için. Yazın "Bugün günlerden ne ?" sorusuna cevap vermek her zaman korkunç zor olmuştur benm için.Hakikaten ne bugün günlerden?
Tam da bu sorumsuz yaz diye yazı küçümserken "Barınaklara koşun!!!" dedirtecek sıcaklar ağzımın payını verdi. Korkunç nefessiz geceler geçirdik. Lütfen Ağustos yapma artık diye yalvarıyorum şimdi de. Çünkü muhteşem yalnızken, telefonum günde bir kere bile çalmaz ve müthiş bir ihanetin sabahındayken (her gün bu ihanetin yeni bir sabahı gibi zaten) sıcaklar gerçekten çekilmiyor. Neyse ki başka yerde beni bekleyen bir hayat var ve bu sadece geçici bir tatil. Pekii ya öyle olmasaydı? Mutlaka bir şeyler değişirdi ama yine de. Çünkü zaten değişmeyen tek şey değişim değil midir?Ohh, rahatlattım kendimi.(kandırdım yine)
2008'den bu yana yazları sevmemem bu yalnızlıktandır işte. Yaz, yanınıza üç şey aldığınız bir adaya bırakır sanki sizi. Elinizdeki şeyler 1.telefon, 2.bilgisayar, 3.tekne olsa bile telefon sinyalleri alamaz, bilgisayar bozuktur, teknede su alır. Yani benimkiler muhtemelen öyle olurdu. Hoşçakal.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder