Blog yazma fikrim, öykü yazma fikrim, şiir kitabı yazma fikrim, moda tasarımları yapma fikrim, resimle ilgilenme fikrim, enstruman çalma fikrim, ördüğüm kazakları koyacağım bir blog yapma fikrim, sporcu olma fikrim, salsa yapma fikrim... İşte aslında her şeyi bir ucundan tutup ama bir türlü hiçbirini yakalayamamış-yakalamamış- olmanın verdiği boşluğa düştüm bu gece. Çok engin değildi boşluk neyse ki! Oraya düşmek, ordan geri çıkmak oyundu bana.
İki yıl önce bir gazete haberinde uzmanların ergenlik yaşının 25'e yükseldiğini, o yaşa gelene kadar bireylerin bilimsel olarak "ergen" kategorisinde sayılacağını okumuş ve gülmüştüm, ağzıma adeta sakız olmuş "daha neler" repliğimle. Yaaa. Henüz yetişkin değilmişim de davranış ve hallerime başka sebepler arıyormuşum. Meğer daha bir ergenmişim.
Lacivert kapaklı defteri açıp yukardakileri karaladım. O dönemde yanlış hatırlamıyorsam Elif Şafak'ın Siyah Süt kitabı eşlik ediyordu bana. Oradaki bölünmüş "ben"i sembolize ettiği küçük kadınlar aklımı çelmiş olabilir. Ben de kendi kadınlarımı çizdim. Altına da tarihi attım ve Türkçenin suyu çıkmış gibi WHO AM I? diye küstahça sordum yozluğumla gurur duyarak. Tabii cevabını vermeye kalkışmadım. Zordu cevap vermek, bense zoru sevmezdim.
Şimdi de gün aşırı bakıyorum kendime. Çepeçevre sarmalanıyorum düşüncelerle. Kimim, ben bu muyum, bu ben miyim, burası neresi, ben nerdeyim... (Hayır içkime ilaç konmadı ve ben baygınlıktan uyanmadım.Sadece henüz ergenim ve aklım bir karış havada gezmeye her ergen gibi benim de hakkım var.) Bu yazıyı yazacak yetkinliğe de ulaşmadım dolayısıyla. Kendimi eleştirecek halim de yok. Henüz sorular aşamasındayım. Cevapları yazmaya 25'e basınca başlayacağım. İstediğimiz sorudan başlayabilir miyiz pekiiiii? Eveeeeeeeet.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder